Basın Açıklaması

Ağu 20, 2018

Bugün ülkemizin içinden geçtiği süreç hepimizin malumudur…
Konuşacak sözü, yapacak işi olanlar için vakit bugündür…
Bugün devletin bekası ve milletin refahı için içimizden düşünüp, içimizden konuşacağımız gün değildir.
Bu nedenle devletimizin karargâhının ve milletimizin kararının ötesinde hiçbir güç yoktur.
Biz aynı zamanda Amasyalılar olarak dün Amerikan manda ve himayesine nasıl karşı koymuş ve Başkomutan Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yanında olmuşsak, bugün de Amerikan dolarına karşı milletimizle beraber saf tutarak Reisi Cumhurumuz, Başkomutanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın yanında durmayı geçmişten bugüne vazife-i miras olarak addediyor ve başımızla beraber kabul ediyoruz.
Dün inandığımız gibi bugünde yüksek sesle inancımızı ifade ediyoruz:
Milletin ekonomik istiklalini, yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.
Dün istiklal mücadelemizde tankla, topla, tüfekle dayattıkları Amerikan manda ve himayesini, bugün istikbal mücadelemizde bize dolar dövizle dayatmaya çalışıyorlar… 
Pazılarını sıkıp, dolarlarını silah gibi ülkemizin refahına ve huzuruna doğrultanlar güç gösterisi yaparak bizi korkutacaklarını ve yıldıracaklarını sanıyorlar ama bilmiyorlar ki “Takdir-i Hudâ kuvvet-i pâzû ile dönmez, bir şem'i Mevlâ yaka, bir vechile sönmez..!
Amerikan Başkan’ı ülkemize sürekli parmak sallayarak talimatlar yağdırıyor. Ama bilmiyor ki, artık eski Türkiye yok ve yeni Türkiye Amerika’nın talimatı ile değil milletin iradesi ile yönetiliyor. 
Dediklerini yapmamız yönünde sürekli bir tehdit sürekli bir parmak sallama modundalar ve baskı kurmaya çalışıyorlar… 
Kredi kuruluşlarınca notumuzu düşürecekler ve kredi verilmesinin de önünü kapatacaklarmış… 
Heyhat..!
Kredi kuruluşları notumuzu düşürse ne yazar; yeter ki Hakkın ve halkın nazarındaki itibarımız düşmesin..! 
Biz bugünlere kredi kuruluşları ile değil helalinden kazandığımız bereketli kuruşlarımızla geldik…
Yılmayız ve asla geri durmayız. İstiklal ve istikbal mücadelemizi geçmişte nasıl verdiysek, vermeye devam ederiz. Reisi Cumhurumuzun da dediği gibi “Biz göbeğimizden Amerika'ya bağlı değiliz…”
“Gocabaş pancarını” ekmeğimize katık ederiz, ama itibarımızı kimseye asla meze ettirmeyiz…! Biz ölürüz de böyle bir aşağılanmaya rıza gösteremeyiz. Amerikan Başkanı Trump bizi tehdit ediyor ve diyor ki: Şu gün şu saate kadar papazı göndereceksiniz… Türkiye Cumhuriyeti Devleti bir hukuk devletidir, çatladıkapı ülkesi değildir. Tutuklunun ABD vatandaşı olmasının da hiçbir ayrıcalığı yoktur, kanunlar önünde herkes eşittir. Biz kimsenin talimat vereceği beslemesi değiliz. Biz Reisi Cumhurunun ardında kenetlenmiş ve kendi ayaklarımız üzerinde dimdik duran 81 milyonluk bir Türkiye'yiz… 
"Ben eski bir orman işletmeleri görevlisiyim ve vazifemiz gereği de silah taşırdık. Silah sadece tetiğe basmaktan ibaret değildir. Önce silahı iyi kavrayacaksın. Hedefi iyi gözeteceksin ve en önemlisi silahın ve kurşunun sekme ihtimalini mutlaka hesap edeceksin. Yoksa kendini yaralarsın…
Şu an gördüğümüz tablo bu:
Doları silah yapmış bize doğrultuyorlar ama işin başında sorun var meseleyi kavrayamamışlar…
Daha ilk günden Amerikan piyasası da dalgalanmaya başladı. Çünkü Amerika kendisini resmen açık etti ve dedi ki, ben yeri geldiğinde dolarımı işte böyle silah gibi kullanırım…
Peki ne oldu...!
Haliyle dolara duyulan güven dünya genelinde sarsıldı ve tepkiye neden oldu…
Amerikan Televizyonları şu anda Türkiye’ye karşı başlatılan ekonomik saldırının geri teptiğine işaret ediyor…
Ama bu daha başlangıç…
Hedefe yönelttikleri kurşundan sözler de geri sekecek ve onları kendi sözleri vuracak..!
Çünkü ülkemize yönelttikleri o kurşundan sözlere karşı, milletimiz iman dolu göğsünü siper etmiş ve kurşun geri sekmiştir.
Bakınız onca müdahale ve operasyona rağmen dolar düşüyor daha da düşecek Allah’ın izniyle.!
Allah’ın izni ile diyorum çünkü bizim Allah’ımız var..!
Reisi Cumhur’umuzun da dediği gibi sizin dolarınız varsa bizim de Allah’ımız var..!
Bu basit bir meydan okuma değildir.
Bu insani bir duruştur ve imanî bir meydan okuyuştur..!

Bu vesile ile bir konuyu ifade etmek isterim…
Amerika dışarıdan, işbirlikçi felaket tellalları da içeriden; Trump kafayı taktı bu sefer bu iş bitecek diyorlar…
Bu kuru gürültüye asla pabuç bırakmayız…
Rivayet edilir:
Bir gün bir kral bir demirci ustasını çağırıp “yarına kadar 1000 tane çivi yapmazsan şafakta asılacaksın” der. Bir günde 1000 çivinin yapılamayacağını bilen demirci hiçbir endişe duymadan çivi yapmaya başlar. Yakınları ağlayıp sızlarken o çalışmaya devam eder. Kaygısızlığını hatırlatanlara da “sabahın sahibi var” der. Şafak sökmeye yakın saraydan bir adam koşarak gelir. Adamı gören yakınları daha fazla ağlamaya başlar. Adam herkesi susturur. Gelen saray görevlisi demirciye döner ve der ki: “Ne kadar çivi yaptıysan hemen ver, Kral öldü, tabutuna çakacağız”.
Reis-i Cumhur’umuzun da dediği gibi ey Amerika oyunu gördük, meydan okuyoruz senin doların varsa bizim de sabahın sahibi olan Rabbimiz var..!
Biz bu oyunu bozarız..!
Diri olursak, iri olursak, bir olursak hep beraber Türkiye olursak biz bu oyunu bozarız..!
Sayın Cumhurbaşkanımız hepimize bir sorumluluk yükledi ve dedi ki:
Bilesiniz ki bu milleti diri tutmak, ayakta tutmak, sadece bizim görevimiz değildir. Sanayicinin de görevidir, tüccarın da görevidir…
Biz bugün yerli sanayinin ve milli sanayinin önde gelen, ileri gelen bir kuruluşu olarak Reisi Cumhurumuzun işaret ettiği hassasiyete sonuna kadar sahip çıkacağımıza söz veriyoruz. Dün nasıl ki Cumhuriyetin kuruluş yıllarında bu milleti ekonomik olarak da dirilten, ruhen de dirilten bir kuruluş olarak Şeker Fabrikaları tarihte rol almışsa bugün tarihi bir dönüm noktasında Amasya Şeker Fabrikası olarak aynı ruh ve idealle tarihi misyonumuzu yerimize getirmeye hazırız. 
Yeis ve ümitsizliğe lüzum yok…
Sinesinde iman olanın sözünde hüzün olmaz…
Dün Şeker Fabrikaları bu ülkenin kuruluşunda nasıl ki lokomotif olmuş ve memlekette iş ve aş üretmişse bugün de aynı azim ve kararla büyük Türkiye ideali için çalışmaktadır.
Dün İstiklal Mücadelemizde bu devletin temelleri atılırken nasıl ki, Şeker Fabrikaları tarihi bir görev üstlenmiş ve bu görevini de iş ve aş üreterek hakkıyla yerine getirmişse bugün de tüm gücüyle çalışacak ve güçlü Türkiye’nin, yeniden büyük Türkiye’nin inşasında Şeker Fabrikaları olarak görevini yerine getirecektir. 
Şeker Fabrikaları tarihi müesseselerdir. Bunda kimsenin şek ve şüphesi yok. Bu kuruluşlar, bu devletin varlığına ve milletin de birliğine dair fevkalade stratejik bir misyonu da yüklenmiştir. Bu yüzden de Şeker Fabrikalarının konumu ve durumu hayatiyet arz etmektedir. 
Dün Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin kurucusu Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk, bugün de bugün de yeniden büyük Türkiye’nin mimarı Reisi Cumhurumuz Recep Tayyip Erdoğan aynı konuya aynı hassasiyetle temas etti…
Dün Türkiye Cumhuriyeti Devletimizin ilk Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk “Çalışmadan, yorulmadan ve üretmeden, rahat yaşamak isteyen toplumlar; evvela haysiyetlerini, sonra hürriyetlerini daha sonra da istiklal ve istikballerini kaybetmeye mahkûmdurlar.” demişti…
İstiklal ve istikbalimize kasteden ülkemize yönelik sistematik ekonomik saldırıların yapıldığı bugün Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi’nin ilk Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan da "Türkiye içine sıkıştırılmaya çalışıldığı bu 'kur, faiz, enflasyon' sarmalından çok kısa zamanda çıkacaktır. Hiç endişe etmeyin. Bu oyunun en büyük panzehri üretimdir. Daha çok çalışacağız, daha çok üreteceğiz, daha çok mücadele edeceğiz. Bizim krizden çıkış formülümüz budur.” dedi.
Sayın Cumhurbaşkanımız biliniz ki; dün Amasya Şeker Fabrikası nasıl bir tarihi misyon üstlenmişse bugün tarihi bir noktada yine aynı misyonu üstelenmeye hazırdır.
Amasya Şeker Fabrikası olarak içinde bulunduğumuz süreçten devletimizi refaha, milletimizi felaha çıkarmak için ne kadar çalışmamız gerekiyorsa, ne kadar gayret etmemiz gerekiyorsa, ne kadar fedakârlık etmemiz gerekiyorsa asla geri durmayacağımızı bilmenizi isteriz.
Devletimiz ve milletimiz için tarihi görevler almaya her zaman varız ve her zaman hazırız.
Sayın Cumhurbaşkanımız yeter ki siz bize deyiniz:

- Amasya Şeker Fabrikası dün 2014 yılında kotan ne kadardı?
- 59 Bin Ton Efendim…

- Amasya Şeker Fabrikası bugün 2018 yılında kotan ne kadar?
- 78 Bin Ton Efendim…

Ey Amasya Şeker Fabrikası büyük Türkiye için, güçlü Türkiye için daha çok üretmemiz ve fabrikalarımızı daha çok çalıştırmamız lazım. Amasya Şeker Fabrikasının 2019 yılı için kotasını 100 bin tona çıkartıyoruz, bu ideali yakalayacaksınız dediğinizde dişimizi tırnağımıza takarak bu ideali gerçekleştireceğimize, daha çok çalışacağımıza ve daha çok üreteceğimize söz veriyoruz.
Kotayı aşarsak bu emperyalist tezgâhları tezgâhtarıyla birlikte aynı potada eritiriz, buna gücümüz yeter Allah’ın izniyle.
Çiftçinin umudundan kotayı kaldıralım…
Çiftçinin umduğundan kotayı kaldıralım…
Tarımsal kalkınma anlamında topyekûn ilan edilecek bir seferberlik için biz hazırız, işçimiz hazır, fabrikamız hazır. Gecemizi gündüzümüze katmaya, geceyi gündüz yapmaya hazırız. 
Bu süreci sadece çalışarak ve sadece üreterek aşarız gerisi lafı güzaftır.
Bunu dün başardık, bugün de başaracağımıza tüm kalbimizle inanıyoruz.

Şeker sadece ağzımızı tatlandırmaz, şeker aynı zamanda piyasayı da tatlandırır, ekonomiyi de canlandırır.
Ekonomik hayat da aynı sosyal hayat gibi canlı bir yapıya karşılık gelir.
Nasıl ki; şekerimiz düşünce elimiz ayağımız titriyor ve tutmuyorsa ekonomik hayat da böyledir. Bugün ekonomik hayatın şekeri düşmüştür. Bu işin reçetesi bellidir ve bizlere tarihi bir görev düşmektedir.
Amasya Şeker Fabrikası olarak da biz bugün devletimizin yanında olduğumuzu, Sayın Cumhurbaşkanımızın yanında durduğumuzu ilanen ve alenen ifade etmek ve bize düşen vazifeyi hakkıyla ifa etek isteriz.
Şeker demek iş demektir, aş demektir.
Bizler daha fazla iş ve daha fazla aş üretirsek herkesin ve her kesimin yüzü güler…
Emekçinin tarlada mahsulü dolar, yüzü güler…
Evlerdeki ekmekçi uşakların karnı doyar, yüzü güler…
Çarşıdaki esnafın kasası dolar, yüzü güler…
Sanayideki ustanın işi dolar, yüzü güler…

Cumhurbaşkanımızın da işaret etiği gibi ekonomik özgürlüğümüzü, birbirimize kenetlenip, imkânlarımızı seferber ederek koruyacağız. Dün siyasi özgürlüğümüzü, birbirimize kenetlenip çıplak ellerimizle darbecilerin silahlarına galebe çalarak korumuştuk. Bugün de ekonomik özgürlüğümüzü, yine birbirimize kenetlenip imkânlarımızı seferber ederek koruyacağız. Ekonomik tetikçilere vereceğimiz en güzel cevap, işimize dört elle sarılmak olacaktır. Daha çok üreteceğiz. Daha çok ihraç edeceğiz. Daha çok istihdam oluşturacağız ve Amasya Şeker Fabrikası olarak bu idealden asla geri durmayacağız.

Öldürmeyen her darbe bizi daha da güçlendirir Allah’ın izniyle…
Dün öyle oldu, bugünde öyle olacak…
Terör örgütü PKK belasıyla vatanımızı bölmek istediler ama ülkemiz doğusu ve batısıyla; kuzeyi ve güneyiyle kenetlendi ve emperyalizmin maşalarına gereken cevabı verdi elhamdülillah…
Terör örgütü FETÖ belasıyla devletimizi yıkmak istediler ama yediden yetmişe tüm milletimiz yekvücut oldu ve emperyalizmin maşalarına gereken cevabı verdi elhamdülillah…
Bugün de ekonomik istiklalimiz üzerinden istikbalimize kara bulutlar gibi çökmeye kastedenler bilmelidir ki; necip milletimiz ve büyük devletimiz bu zorluğun üstesinden gelecek ve bu sefer emperyalizmin tam da kendisine gereken cevabı verecek ve emperyalizmin kalesine golü atacaktır…
Hiç şüphemiz olmasın…
Bu vesileyle idrak edeceğimiz ve ifa edeceğimiz Kurban Bayramı’nın tüm İslam alemi için huzura, refaha, birliğimize ve dirliğimize vesile olmasını diliyorum. 
Bayram tatili için yollara düşen başta hemşerilerimiz olmak üzere tüm herkese kazasız, belasız memleketlerine ulaşmalarını ve yerlerine de geri yerleşmelerini temenni ediyorum.
Trafik yoğunluğunun arttığı bugünlerde lütfen çok daha dikkatli olalım.
Kurban Bayramı için yola çıkalım ama sevdiklerimizi kurban vermeyelim.
Hepinizi Allah’a emanet ediyorum.

Mustafa SAATCI
Amasya Şeker Fabrikası
Yönetim Kurulu Başkanı

Amasya Şeker Fabrikası A.Ş. Şeker Mah. Diriliş Cad. No:2 05500 Suluova / Amasya